Sofradaki boş tabak

  • Kültür - Yazı 14 Mart 2015

    Cephenin gerisini sıradağlar gibi sağlam tutan ana yüreklerinin desteğiyle kazanılan Çanakkale Destanı’ndan bir kesit.

  • Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest

    Edremitli Halil Efendi, acele askerlik şubesine çağrılıyordu. Hanımı, büyük bir heyecan ve endişe içinde hemen dükkana koştu. Çünkü oğulları Ali Çanakkale’de askerdi.

    İkisinin de aklına, hemen oğulları Ali geldi. Ancak, Halil Efendi, hanımını biraz rahatlatmak için, dedi ki: “-Canım, inşallah hayır haberdir. Ben şimdi askerlik şubesine gider durumu öğrenirim. Fakat bugün, benim canım çok kuru fasulye çekti. Sen git, akşama bir kuru fasulye pişir de yiyelim.”

    Eşi evin yolunu tuttu, gözyaşlarıyla, Halil Efendi de yüreği çırpınarak Askerlik Şubesi’ne koştu… Onu karşısında gören kumandan, “Halil Efendi nerelerdesin? Ne zamandır seni arattırıyorum!” dedi.

    Halil Efendi, heyecanı son haddine gelmiş vaziyette, bu arayışın sebebini sordu. Kumandan da hemen cevapladı: “-Halil Efendi, yaşıtların Çanakkale yolundalar, gönüllü gidiyorlar. Seni de onlarla göndermek istedim.”

    “-Emrin olur dedi Halil Efendi… Ancak müsaade ederseniz, eve bir uğrayayım da hanımla helallaşayım.”

    Kumandan Halil Efendi’ye müsaade etmedi: “Biz evine haber veririz. Sen koş kafileye katıl, geride kalma!”dedi.

    O da koştu ve Çanakkale için yollara düşmüş gönüllülere katıldı. O sırada yaşı kırkı çoktan aşmıştı ve cephede Ali’si de vardı.

    O akşam, Halil Efendi’nin evinde kuru fasulye pişti ve sofraya boş bir tabak kondu. Ve o akşamı takip eden bütün akşamlarda, o evde hep kuru fasulye pişirildi ve sofraya boş bir tabak kondu.

    Evin hanımı vefat etti ama, onun çocukları, her akşam kuru fasulye yediler ve sofralarına daima boş bir tabak koydular…
    Çanakkale, bu ana yüreklerinin desteğiyle kazanıldı. Onlar cephenin gerisini sıradağlar gibi sağlam tuttular. İşte bu sağlamlık sebebiyledir ki, Mehmetçiklerin gözü hiç arkada kalmadı.Yüreklerinde anne şefkatlerini hissettiler. Eşlerinin, nişanlılarının sadakatinden emin oldular. Ve hep ileriye doğru yürüdüler; geriye dönmeyi hiç düşünmediler.