Bir yol hikayesi, Abimm

  • Sinema - Yazı 4 Aralık 2009

    Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest

    Yıllar önce babası tarafından terk edilen, biraz beceriksiz bir mafya adamının babasının ölüm haberini alması sonucu ona karşı son vazifesini yapmak istemesiyle başlıyor film.

  • Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest

    Başrollerinde, Mustafa Üstündağ ve Levent Üzümcü’nün oynadığı filmde, Haldun Boysan’ın canlandırdığı mafya babası Muhtar’ın antika bir arabayı Antalya’ya koleksiyoncuya göndereceği adamının karısının hamile olmasıyla Çetin’in göre talip olmasıyla olaylar gelişmeye başlıyor. Böylece hem önceki operasyonda yaptığı yanlışı telafi edecek, hem de rahmetli babasına son görevini yerine getirmek üzere memleketine uğrayacak.

    Antika kırmızı arabayı alan Çetin, yol boyunca halasının mirasına sahip çık dediğini düşünerek heyecanla kendisine kalacak mirası hayal etmektedir.

    Sonunda babasının köyüne ulaşan Çetin, babasının evini görünce çok yıkılıyor. Çünkü ev hiç de düşündüğü gibi değildir. Cenaze namazı kılınırken, yanına yaklaşan bir deliyle uğraşırken cenazeyi kapıp giden delinin peşinden koşar.

    Cenazeden sonra halasıyla hasret giderirken aslında kendisine kalan mirasın bir kardeş olduğunu, o kardeşinde cenazede tabutu alıp kaçan zihinsel engelli Arif olduğunu öğrenince çok şaşırır. Fakat kardeşinin sempatik tavırları onun kalbini yumuşatır ve onunla ilgilenmeye başlar.

    Birkaç gün sonra; ayrılmak istediğinde halasıyla köyün çocuklarının yaptığı bir oyunla kardeşi Arif’i de yanında götürmek zorunda kalır. Böylece iki kardeş, antika arabayla Antalya’nın yolunu tutarlar.

    Yolda giderken yaptıkları kaza sonucunda lastik patlar. Çetin, kardeşine arkadaki stepmeyi getirmesini söyler. Deli kuvvetine sahip Arif’de lastiği alacağım derken, arabanın arka tarafını komple söker alır. Fakat ortaya çıkan görüntü Çetin’i dehşete düşürür. Çünkü arabanın arkası komple para doludur. Anlaşılan o ki Muhtar, Çetin’i kullanmaktadır. Bunu anlayan Çetin, paraları alıp arabayı da denize attıktan sonra kardeşiyle gününü gün etmeyi düşünmektedir.

    Lüks bir otele yerleşen kardeşler, tanıştıkları hayat kadınlarıyla eğlenirken Arif, kadınlardan birinin boynunu kırarak onu öldürür. Ve kardeşler kaçmaya başlar. Issız bir köyde, boş bir ev bulurlar ve oraya yerleşirler. Arif, burada Selen Seyven’in canlandırdığı, yine kendisi gibi zihinsel engelli bir kız olan Melek’e aşık olur. Ancak kızın babası bu duruma karşı çıkar.

    Her şey iyi gibi giderken Muhtar, Çetin’i bulmuştur. Adamları ise evde bekleyen Arif ve Melek’i tutmaktadırlar. Adamlar, Melek’e sarkıntılık edince; Arif ikisini de öldürür. Buldukları silahlarla oynamaya başlarlar. Müdahale etmek isteyen Melek’in babasını da vurularak ölür.

    Arif’le Melek birbirini iterken Melek başını çarparak bayılır. Bu sırada evde yangın çıkar. Jandarma evin etrafını sarar. Meleği dışarı çıkaran Arif’in elindeki silah ateş alınca askerler ateş eder. Arif, kardeşi Çetin’in kucağında can verir.

    Çok değişik rollerde izlediğimiz Levent Üzümcü’nün muhteşem performansıyla akıllarda kalacak olan Abimm, neşeyi ve hüznü bir arada sunan, izlerken Herşey Güzel Olacak’ı hatırlatan bir yapım olarak beğenimi kazandı.

    Ve filmden arta kalan bir tekerlemeyi de paylaşarak bitirmek istiyorum: -Komşu, komşu ! -Hu, hu! -Oğlun geldi mi? -Geldi -Ne getirdi? -İnci, boncuk. -Kime, kime? -Sana, bana. -Başka kime? -Kara kediye -Kara kedi nerede? -Ağaca çıktı -Ağaç nerede? -Balta kesti -Balta nerede? -Suya düştü. -Su nerede? -İnek içti. -İnek nerede? -Dağa kaçtı. -Dağ nerede? -Yandı, bitti kül oldu.